Missouri İstanbul’da

‘Amerikan Coni’sini tanıdığımız günler’

Sovyet tehdidinin Türkiye üzerine bir kabus gibi çöktüğü günlerde, Amerikan Donanması’nın en güçlü savaş gemisi Missouri İstanbul’daydı.

Cemal Nadir’in karikatürü O günlerin mizah dergisi Akbaba’nın kapağında yayımlanan bu karikatürün lejandı şöyleydi: -Türk tütünü… -Dumanından belli!


Ertan Ünal

Nisan 2002

İstanbul, 1946 yılının Mart ayında belki de iki bin yıllık tarihinin en büyük hazırlık, temizlik ve düzenleme çalışması içindeydi. Missouri ve refakatindeki savaş gemileriyle gelecek Amerikan denizcilerinin karaya çıkacağı Dolmabahçe’de yıllardır duran moloz dolu arsalar temizlenirken, Dolmabahçe Camii’nin kırık camları bir gün içinde değiştiriliyor, caddeler sulanıyor, duvarlar yırtık afişlerden arındırılıyordu.

Hazırlıklar bununla da kalmamış, Kızkulesi’nin üzerine ‘Welcome Missouri’ yazısı oturtulmuş, Türk mahyacılık tarihinde ilk kez bir camiye, Dolmabahçe’deki Bezmialem Valide Sultan Camii’nin minareleri arasına ‘Welcome’ mahyası asılmış, büyük yapılar ışıklandırılmıştı.

Beyoğlu ve Kapalıçarşı’daki hazırlıklar ise ticari amaçlıydı. Birçok mağaza sahibi vitrinlerine ‘Burada İngilizce konuşulur’, ‘Değerli misafirlerimiz hoşgeldiniz’ yazılı pankartlar yapıştırmış, antikacılarda bekleyen ne kadar pistov, kama, kılıç varsa hepsi tozları alınıp temizlenerek vitrinlere konulmuştu. Bar ve pavyon işletmecileri de ayrı bir telaş içinde, Amerikalı konukları hoşnut edecek programlar hazırlama derdine düşmüşlerdi.

Bu hazırlık yarışında PTT ve İnhisarlar İdaresi (Tekel) de diğerlerinden geri kalmamıştı. PTT; üzerinde Missouri’nin resminin bulunduğu 3 puldan oluşan bir seri çıkarmış, İnhisarlar İdaresi ise Türk tütünlerinden özel olarak harmanlanmış, 50’şer sigaralık paketlerden oluşan ‘Missouri sigarası’ hazırlatmıştı. Üretilen 30 bin paket sigaranın bir bölümü Amerikalı konuklara ücretsiz olarak dağıtılacaktı.

Amerikalıların kültürlü insanlar oldukları, tiyatro ve sinemaya gidebilecekleri de düşünülerek İstanbul’un üç seçkin sinemasının balkonları, ayrıca tiyatrolarda her gece 80 kişilik yer, onlara tahsis edilmişti.

IETT, en yeni otobüslerini ayırırken, Amerikalı konuklara tramvaylara ön kapıdan binme ayrıcalığı tanınmış, taksiye binmek isteyecekler için de son model taksiler seçilmişti.

İstanbul Valiliği hediye olarak bir gümüş plaket hazırlatmış, Ticaret Odası da gemi personeline Atlas Okyanusu’na çıkıldığı zaman kura ile dağıtılmak üzere, Hereke’de özel olarak 18 nadide halı dokutturmuştu.

Büyüklüğü nedeniyle gazetelerin ‘Uskurlu Ada’ adını taktıkları Missouri, Dolmabahçe Sarayı’nın karşısında demir attı (üstte).


İstanbul, 5 Nisan 1946 sabahı olağanüstü günlerinden birini daha yaşıyordu. Halk, Çekmece’den Sarayburnu’na, Kartal’dan Kadıköy’e kadar uzanan kıyı boyunca ve Boğaz’da yollara dökülmüş, denizin üstü de Missouri’yi karşılamaya hazırlanan motor ve kayıklarla adeta mahşere dönmüştü.

Saatler 08.50’yi gösterirken Missouri, Yavuz’un biraz ilerisinde demirledi. Geminin güvertesinde bulunan Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Mehmet Münir Ertegün’ün naaşı büyük bir törenle karaya çıkarılıp toprağa verilirken, ABD Başkanı Truman’ın özel temsilcisi A. W. Weddell gazetecilere şu açıklamayı yapıyordu: “Biz Missouri ile Türkiye’ye iki millet arasındaki büyük dostluğu sembolize etmek için geldik. Missouri’yi getirmekle milletlerarası nezaket sahasında en yüksek bir jest yapmak istedik.”

AMERİKAN TARZI ALIŞVERİŞ

Geminin mürettebatı, 5 Nisan 1946 günü Dolmabahçe’de karaya ayak basarken hiç şüphesiz böylesine sıcak bir ilgi ve sevgiyle

karşılanacaklarını ummuyordu. Dolmabahçe rıhtımı adeta bayram yerine dönmüştü. Seyyar satıcılar, İngilizcelerini ilerletmek için Amerikalı denizcilere rehberlik yapmak isteyen kolejli gençler, kıyıya kurdukları dürbünlerle savaş gemilerini para karşılığı halka izlettirenler, Amerikalıları yakından görüp tanımak isteyenler ortalığı doldurmuşlardı.

İstanbulluların çoğu ilk kez gördükleri bu uzun boylu, zayıf ama daima güleryüzlü Amerikalı denizcileri pek sevmişlerdi. Özellikle mavi üniformaları içinde bol paçalı pantolonları pek dikkat çekiciydi.

Kapalıçarşı’ya ve antikacı dükkanlarına hücum eden Amerikalı denizciler, en büyük ilgiyi ‘eski padişahlardan kaldığı’ kendilerine söylenen kılıç ve kamalara gösterirken; subaylar daha çok halı almayı tercih ediyorlardı.

Üç gemi ile gelen 5 bine yakın denizci, 4 gün içinde dükkanlara 300 bin dolar bırakmış ve esnafın yüzünü güldürmüştü.

Missouri’nin İstanbul’da kaldığı 4 gün boyunca geceleri Beyoğlu’ndaki bar ve pavyonlarda sazlar Amerikalılar için çaldı, dansözler en kıvrak danslarını Amerikalılar için yaptı…

ÇİFT YÖNLÜ TRAFİK

Gemilerdeki personel, gruplar halinde karaya çıkarken İstanbullular da önceden edindikleri davetiyelerle, Missouri’nin heybeti yanında sandal gibi kalan şehir hatları vapurlarıyla zırhlıya taşınıyordu. Koca güverte, gelenlerin çokluğu nedeniyle adeta İstiklal Caddesi gibiydi.

1946’da Missouri zırhlısına ilk ‘Hoşgeldin’ diyen, Kızkulesi olmuştu

Ziyaretçiler en fazla topların büyüklüğü ile savaş sırasında bir Japon intihar uçağının çarptığı yerden etkileniyor, burada hatıra fotoğrafı çektiriyordu. Japonya ile İkinci Dünya Savaşı’na son veren barış antlaşmasının imzalandığı yer ise ayrı bir merak konusuydu.

Ramiz’in o günlerin gazetelerinde yer alan karikatüründe şu lejand okunur: -Japonlar işte burada bize teslim oldular. -Size teslim olmamaya imkan var mı?

Oysa karikatüre konu olan plaketin anlamı çok farklıdır: Plaket bu noktaya, bir japon intihar uçağının çarpması nedeniyle konulmuştur!

Gemiyi ziyaret edenlere bir anı olarak, o yıllarda Türkiye’de üretilmeyen poşet tipi kibrit veriliyordu. Bu kibritler İnhisarlar İdaresi’nin çıkardığı kibritlerden şikayetçi olan tiryakilerin pek hoşuna gitmişti. Çakar çakmaz yanan, istediğin zaman sönen bir kibritti.


DOLMABAHÇE’DE BALO GECESİ

Missouri ile gelen ABD Başkanı Truman’ın özel temsilcisi M. Weddell, Amerika’nın Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Hewitt ile birlikte Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanı İnönü ile görüştü.

Bu görüşmeden sonra konuklar onuruna verilen kokteyller, yemek ve ziyafetler birbirini izledi. Ama bunların en muhteşemi, 8 Nisan gecesi Dolmabahçe’de Amerikalı konuklar için verilen büyük balo oldu.

Balonun ilgi odağı, M. Weddell idi. Truman’ın özel temsilcisi, İnönü ile neler görüşmüştü acaba? Mr. Weddell sorular üzerine, İnönü’ye Başkan Truman’dan bir mesaj getirdiğini açıkladı ve “Truman, İnönü ve Türk Milleti’nden daha yakın ve daha sıkı bir dostluk istiyor” dedi.

Bir gazetecinin yazısında, “Ekselans Weddell uzun boylu, güler ve nurani yüzlü harikulade bir insan. Burnundan tutturulmuş gözlüğü ile Amerikalıların ‘Sam Amca’ dedikleri tipin ta kendisi. Tane tane konuşuyor. Her sözünün iyi anlaşılmasını istiyor” sözleriyle tanıttığı özel temsilci, “Türkiye’yi bir asırda yapılacak işi kısa bir zamana sığdırmış olarak gördüm” derken salondaki orkestra bir ‘Teksas Havası’ çalıyordu.

Akşam yazıyor: ‘Missouri şerefine, itişip kakışmayalım beyler’

Dönemin önemli gazetelerinden Akşam’da, ‘Dikkatler’ köşesinde, İstanbul halkına tramvaylara binerken (sağ altta) itişip kakışmamaları, bunun ‘konuklarımıza karşı ayıp olacağını’ vurgulayan bir yazı yer alır: “Misafirlerimiz, Amerikan bahriyelileri tramvaylara itişe kakışa binişimize hayretle bakıyor. Onların şerefine ve onların İstanbul’u ziyaretleri hatırası olarak -sanki demirli yerlerden biniyormuşuz gibi- tek tek arka arkaya dizilerek tramvaylara binmeyi, gişelerden yine o suretle bilet almayı adet edinirsek, ‘Dünyanın her şehrinde tatbik edilen bir intizamı şu İstanbullular bunca medeniyetin varisleri oldukları halde öğrenememişler’ dedirtmez, mahcup düşmeyiz. Unutmamalı ki Missouri dolusu Amerikalı memleketlerine dönünce Yeni Dünya’nın her tarafına yayılıp İstanbul hatıralarını anlatacak, bizi tanıtacaklar…”


SPORTİF TEMASLAR

İstanbulluların çoğu, ilk beyzbol maçını Amerikalıların bu ziyareti sırasında gördü. 6 Nisan günü Fenerbahçe Stadı’nda sahaya çivili pabuçları, hafif gümüşi eşofmanları, kırmızı çorap ve kepleriyle çıkan Missouri takımı, Power gemisi takımını 8-3 yendi.

Missouri, 9 Nisan sabahı limandan ayrılırken denizin üzeri yine mahşer gibiydi. Denizyolları’na ait 9 gemi ile çok sayıda motoru dolduran İstanbullular, Kızkulesi açıklarından itibaren gemileri izlemeye başladılar ve bu uğurlama töreni Yeşilköy açıklarına kadar sürdü.

Bu sırada Missouri’ye çok yaklaşan Ülev gemisini dolduran halkla Amerikalı denizciler arasında dostane vedalaşmalar yapılıyor, gemidekiler hep bir ağızdan ‘Good by Missouri’ diye bağırırken, Missouri’nin güvertesinden Amerikalıların çok sevdikleri dostları için söyledikleri “For He’s a Jolly Good Fellow” şarkısının sözleri yükseliyordu.

İstanbul’da Missouri günleri sona ermiş, halk normal yaşantısına dönmüştü.

Missouri bu tarihten 40 yıl sonra, 11 Kasım 1986 günü yine İstanbul’a geldi. Bu bir anlamda İstanbullulara veda ziyaretiydi. Gemi çürüğe ayrılmıştı, müze yapılacaktı.

Ama bu gelişi ilki gibi büyük heyecan yaratmadı, ne bandolar çaldı ne karşılama ve uğurlama törenleri yapıldı. Kırk yıldan bu yana, köprülerin altından çok sular akmıştı.


Kaçırılmaz fırsat: ’25 kuruşa Amerika’

Gazeteci ve yazar Naim Tiralı (altta), 1947 yılında kaleme aldığı ’25 Kuruşa Amerika’ adlı öyküsünde, sevgilisinin ısrarı üzerine Amerikan savaş gemilerini görmeye giden gencin yaşadıklarını anlatır. Öykü, o günlerin İstanbul’undan ilginç kesitler de sunmaktadır bize:

“Bana kalsa, yerimden bile kıpırdamazdım. Her gün gazetelerde, sinemalarda harp gemileri görmekten usanmıştım. Bir de tutup Amerikan donanması gelip Boğaziçi’nde demirlemiş diye rahatımdan mı olacaktım? (…) Ama sen bütün işleri bozdun sevgilim. Sen söylersin de ben yapmaz olur muyum? ‘Gidip şu gemileri görelim’ dedin. (…)

Etekleri uçuran sert bir rüzgar esiyordu. Uçak gemisi ve kruvazörler hiçbir canlılık alameti göstermeyen muazzam deniz hayvanları gibi Boğaz’ın orta yerinde çivilenip kalmışlardı.

Kabataş’a doğru yürüyelim dedik. Sen iskeledeki kalabalığı görünce hemen sokuldun. Birkaç motor rıhtıma yanaşmış, sallanıyordu. Motorların başında sesleri sitma görmemiş, üstü başı perişan adamlar durmadan bağırıyorlardı. Rüzgar homurdanıyor, adamlar seslerini artırıyorlardı. Yirmi beş kuruşa Amerika! Haydi baylar, bayanlar fırsatı kaçırmayın! Yirmi beş kuruşa Amerika’. Rıhtımdakiler birer ikişer motorlara biniyorlar, sekiz on liralık müşteri bulan kaptanlar dümene geçerek yola çıkıyorlardı. Hiçbir şey söylemedin. Biliyordum ki bu defa ben sana teklif edecektim. Yirmi beş kuruş ve Amerika. Doğrusu kaçırılacak fırsat değildi…”


ABD’nin Missouri zırhlısı neden ve hangi şartlarda Türkiye’ye geldi?

O dönemde dünyanın en güçlü savaş gemisi Missouri’nin İstanbul’a gelişi, yalnız kentte değil, tüm Türkiye’de büyük bir heyecan yaratmıştı. Bunun nedenini anlayabilmek için, o günlerin uluslararası gelişmelerine bakmak gerekir.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesine kısa bir süre kala, savaşın galiplerinden Sovyetler Birliği, Türkiye’ye bir nota vererek iki ülke arasında 17 Aralık 1925 günü imzalanmış olan ‘Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması’nın süresinin uzatılmayacağını bildirmişti. Verilen notada yeni bir antlaşma imzalanabilmesi için doğu sınırında değişiklik yapılarak Kars ve Ardahan’ın Sovyetler’e terk edilmesi, Boğazlar’da üs verilmesi ve Montrö Antlaşması’nın yeniden gözden geçirilmesi istenmekteydi.

Bu gelişme, Türk kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. Yurdun çeşitli yerlerinde düzenlenen mitinglerle bu istekler protesto edilirken, dünyanın gözleri Türkiye üzerine çevrildi. Türkiye ne yapacaktı? Türkiye de gözlerini Amerika ve İngiltere’ye çevirdi. İngiltere soruna ilgi göstermedi. ABD ise beklenenin tam tersine, Türkiye’nin yanında yer alacağını gösteren bir tutum takınmadı. Amerika’ya göre Sovyetler’in toprak talebi yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren bir sorundu ve bu ülkeler arasında dostane görüşmelerle çözümlenebilmesi mümkündü. Türkiye diplomatik alanda yalnızlığa itilmişti ve Sovyet tehdidi karşısındaydı.

Ülkenin dört bir yanında, protesto gösterileri ve mitingler birbirini izlemeye başladı. Özellikle milliyetçi gençlik ayaktaydı. Protesto gösterileri, mitingler birbirini izlerken 4 Aralık 1945 günü İstanbul’da ‘Tan’, ‘Yeni Dünya’ ve ‘La Turquie’ gazetelerinin idarehaneleri, ayrıca Beyoğlu’nda bir Sovyet vatandaşının işlettiği Berrak Kitabevi, üniversite gençliği tarafından tahrip edildi.

Sovyet basınında, Kars ve Ardahan’ın kendilerine ait olduğunu iddia eden yayınlar sistematik bir şekilde sürdürülürken, Türkiye’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kazım Orbay şunları söyledi: “Şimal komşumuzun bizden bazı istekleri varmış. Bütün dünya bilmelidir ki Boğazlar, Türk Milleti’nin boğazları ve Kars Yaylası da belkemiğimizdir. Dost olmak ve dost kalmakta iki devletin de geniş menfaatleri vardır. Şayet Türkiye ile Rusya dost kalmayacak olursa bu hal her ikisi için de büyük zararlar ve acılar doğurur. İki hükümetin doğru yoldan dostluk yolunu bir an önce bularak eski samimiyeti iade etmelerini candan temenni ederim.”

Bu açıklamanın hemen ardından Aralık ayı içinde toplanan TBMM, Sovyetler’in taleplerini tümüyle reddetti. Tam da bu sırada ABD; soğuk savaş döneminin kapıya dayandığını, Stalin’in taleplerinin Türkiye ile sınırlı kalmayacağını anladı. ABD Başkanı Truman şunları söyledi: “Sovyetler Birliği’nin Türkiye’yi istila ederek Boğazlar Bölgesi’ni ele geçirmek istediğinden artık şüphem kalmadı. Eğer bu gidişe demirden bir yumruk göstererek dur demezsek yeni bir savaş çıkacaktır.” Bu sözler Türk basınında da yer aldı. Amerika, bölgede varlığını göstermeye karar verdiğini ortaya koyuyor ve Missouri, ABD’nin Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanı Hewitt ve Truman’ın özel temsilcisi Weddell ile birlikte, İstanbul’a geliyordu. Yazar: Ertan ÜNAL Nisan 2002.



Yanıt Yazabilirsiniz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post